Sinopeli

Sinop Yazarlar Şairler ve Sanatçılar Derneği

Günümüz bilim düzeyi sayesinde depremlerin nasıl ve nerelerde olacağı, tahmini şiddeti öngörülebilmektedir. Tüm bu veriler ışığında akılcı davranarak can ve mal kaybını en aza indirecek önlemler önceden planlanabilir. Bu, devletin en öncelikli görevlerinin başında gelir; elbette çağdaş kafalı devletlerde diyerek araya not düşmek gerekiyor sanki!
Santral Turizmi İlimizde yapılmak istenen Nükleer Santral, geçici olarak projeleri durdurulmuş olan Termik Santraller, halen çalışan HES’ler; Sinop bir Santraller Kenti olmalıdır! Bunun kıymetini biz solcular anlayamıyoruz; ekonomiden de anlamadığımız gibi… Düşünün bir kez; sırf Nükleer Santrallerin o muhteşem bacalarının önünde resim çektirebilmek için ülkemizin dört bir yanından akın akın gelecek turistleri ve kentimize sağlayacağı katma değeri; gerekli malzemeleri yapabilmek için hemen çevresinde kurulacak atölye ve fabrikaları; yapımında çalışacak on binlerce kişiyi düşünün! Böyle bir fırsata hangi akılla hayır denebilir? Nükleer Santral için yapılacak Bilgilendirme Toplantısına tüm Sinop halkı davet edilmişti. Bu güne kadar hep muhaliflerin ağzından duyduğumuz eleştirilerin yerine bu işi yapacak çok değerli büyüklerimizin kendi ağzından gerçekleri ve doğruları dinlemeye bu aşkla yana yana gitmek istemiştik. Ancak bir-iki saat kadar erken yola çıkmış olsak da, büyüklerimiz sırf bizlerin can güvenliği için Su Ürünleri Fakültesi önündeki köprünün adeta göçmek üzere olduğunu son anda fark ederek, görevlendirilen polislerimizin bizleri o tarafa geçirmediğini, eğer şu anda yaşıyorsak onların bu ileri görüşü sayesinde olduğunu, toplantıya katılmamamızdan dolayı büyük üzüntü duyduklarını sandığımı da söyleyeyim. Bizim yerimize sabaha karşı dinleyici koltuklarına yığılan üniversite öğrencileri ve yakın köylerden toplanan halkın bu bilgilendirmeyi dinleme şansına sahip olduklarını da vurgulamam gerek… Nükleer zaten belli de bir de HES’lerin muhteşem görüntülerini ve onlar görmeye gelecekleri düşünün! HES’ler için, yapıldığı coğrafyanın can suyunu çekerek ileride doğal bir kuraklığa neden olarak o bölgedeki canlıları yok edecekmiş diyorlar; doğrusu bizler de az daha bu yalanlara inanıyorduk!... Aldatılacaktık yani… Ama işin aslı öyle değilmiş; büyüklerimiz öyle dediler. Bizler bu zamana kadar cahilliğimizden boşuna HES düşmanlığı yapmış olduk! Hele mecburen bir süre ertelenen o Termik Santraller yok mu? 3-5 tane konduracaktık ki o sahillerimize; kömürü büyüklerimiz tarafından karşı kıyılardan getirilecekti, bedava elektrik üretip ne paralar kazanacaktık!... Ama işte biz solcuların ekonomiden anlamadığının net bir kanıtı olarak bu güzelim işe de karşı çıkmamız sonucu Sinop bu canım projelerden mahrum kalmıştı. Bu ayıbın da en kısa zamanda giderileceğini umut ediyorum. Termik Santral dediğin nedir ki, yap bir fırın, doldur içine kömürü, versin sana elektriği!... Yok, kömür dış ülkelerin en kalitesiz kömürüymüş de, kül oranı çok yüksekmiş de, ozon tabakasını delecek kadar tehlikeliymiş de… Hepsi yalanmış meğerse! Allahtan büyüklerimiz bizleri aydınlattı da aldanmaktan kurtulduk! Üstelik o koskoca bacaların insanları nasıl çekeceğini de bir düşünsenize! Resim çekebilmek için turistler sıraya girecek, paraya para demeyecektik o zaman… “Tüm bu santrallerin hepsi birden yapılmış olsa da” diyor bazı solcu arkadaşlarım; “üreteceği elektrik devede kulak bile” olmazmış!... Haydaaaa! Ne demek şimdi bu? “Ülkedeki toplam üretimimizin en fazla yüzde 6-7 kadarı ya olur, ya olmazmış!” Üstelik tepemizde salkım saçak sallanan elektrik telleri yeraltına indirilse tüm ülkede bundan daha fazla elektrik tasarrufu yapılabilirmiş! Bu bizim solcuların dediklerine pek aklım yatmadı; yani büyüklerimiz yetim çocukların hakları olan vergilerimizi böyle anlamsız şeylere harcarlar mı? Onlar kul hakkının ne olduğunu bilmeyecek kadar dini değerlerimizden yoksun mu? Yok, aynı büyüklükte bir NS başka bir ülkede üçte bir fiyatına yaptırılıyormuş da, atıklar için kendi topraklarımızı kullandıracakmışız da, termiğin külleri çevresinden başlayarak tüm doğayı zehirleyecekmiş de; geçin anam babam, geçin bunları! Muhalefet yapmak için bu kadar da yalan söylenmez ki? Hani insanın aklına “bu kadar zararlı şeyleri yapacak kadar gözleri döndü, bunlar vatan haini mi” diyesi geliyor! Hiç öyle bir şey olur mu a dostlar? Bunlar muhafazakâr, ileri demokratik kişiler değil mi, hiç böyle bir şey yaparlar mı? Sözün özü; muhalefete aldırmayın, bildiğiniz yoldan şaşmayın. Sinop bir Santraller Kenti olmalıdır! Tek çıkışı budur! Son anda yeni Belediye Başkanı seçilen bir zat da hiç düşünmeden ne demiş biliyor musunuz? “Benim cesedimi çiğnemeden Sinop’a Nükleer Santral yapamazlar!...” Tövbe tövbe!... Yahu zorla adamları katil mi yapacaksın Sayın Başkan! Yok, arkadaş; bu canım yatırımlardan ilimizi mahrum etmemek gerek, iyi düşünmeli…
Kim ne derse desin…Dünya hızla değişip gelişiyor. Değişme hızından yeterince memnun olmasak da… Bizim insanımız da… En azından bir kısmı olsun gelişen, değişen sınıfına giriyor. İnsanımızın çok büyük bir kısmı sorgulamadan, düşünmeden vazgeçmiş, iradelerini birilerine teslim etmiş, bir kısmı “adam sendeci” iken, küçük bir kısmı da diğer gelişmiş ülke insanları gibi seçimden seçime oy kullanmakla yetinmek istemiyor. Seçim süreci dışında da oluşturdukları sivil insiyatifle, güçle yönetime müdahalenin yollarını aramaya başladı bir zamandır. Hatta kentimizi“Sinop Kent Savunması Grubu”nun yaptığı gibi atanmış, seçilmişlere karşı savunur pozisyonu alıyorlar. Bu tür birliktelikler oluşmadan Çevre Dostlarından bir, iki kişi; NKP’den birkaç kişi gibi sınırlı sayıda insanla, hem de bu iklimde “mahallenin delisi” olmaktan yorulmuştuk epeydir.

başlık

konu
Bu arada Sinop’umuzda bir ilk olarak içinde Sinop’lu yazar, şair ve değişik dallarda sanatçılarımızı bir arada toplayan derneğimiz SİYAŞAD (Sinop Yazarlar Şairler ve Sanatçılar Derneği)’ne özel bir davet yapılarak ayrı bir stant açılması bizleri mutlu etti.

Ayancık'ta Festival Var

Karasu'da pazar var ama bu defa Ayancık'ta Festival var. Keten festivali. 26-27-28 Temmuz tarihlerinde. Bu sene Sinoplu bir yazar olarak bu festivale davet aldık. Bize bir stand ayırmışlar. Biraz kitap alıp oturacağız. Kitap dediğim "BOYABAT KALESİ ve ÇIRABOZAN DEHLİZİ" kitabı.

Acısıyla Tatlısıyla (Avucumuzdan Akıveren Anılar-1)

Yazmak zamanla bir tutkuya dönüştü. Günümüzde sosyal medya denen çılgınlığa tutulan çocuğundan en yaşlısına kadar insanoğlunun her birinin ayrı ayrı birer yazar olduğunu da şaşırarak görüyoruz.

Temizlik Ve Kültür

İnsanoğlu var olduğundan beri yaşadığı tüm olaylardan dersler çıkarmış, bunların neden ve niçinlerini sorgulayarak geleceğini anlamaya çabalamıştır. Karşısına sürekli onu ayaklarından geriye çekecek “düşüncesi kıt” güçler çıkmış

Genç Sanatçılarımızla

Öncelikle ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün,, bir avuç arkadaşıyla milli direnişi örgütleyip 19 Mayıs 1919’da kurtuluş ateşini yakacağı Samsun’a çıktığı, bu günün anısına bize armağan bıraktığı “Atatürk’ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı”nın 100. yılı olması nedeniyle günümüzü candan kutluyorum.

Hem Ateş Hem Barut Olmak

Köşe yazısı yazmanın zor yanlarından biri de anlatmak istediğiniz konuyu en çok iki A4 boyutuna sığdırmanız gerekeceğinden çok fazla açamamış olabilirsiniz. Örneğin; son yazımda siyasi görüşlerin temel dayanakları ile yaşadığımız bazı olaylar arasındaki ilişkileri anlatmak istemiştim.

Şehitler Çeşmesi (3)

BU GÜN Yakın sayılabilecek tarihimizin dramatik acılarının en belirginlerinden, ders almamız gereken sayısız ibretlerdendir Sinop Baskını. Sinop Baskınından da bize kalan en somut hatırasıdır Şehitler Çeşmemiz. Yaşadığımız dramlardan, ters yüz edilen gerçeklerden ders almaya hala niyetli değiliz.

Şehitler çeşmesinin ezilen manevi değeri(1)

İnsanımızın çok büyük bir kısmı sorgulamadan, düşünmeden vazgeçmiş, iradelerini birilerine teslim etmiş, bir kısmı “adam sendeci” iken, küçük bir kısmı da diğer gelişmiş ülke insanları gibi seçimden seçime oy kullanmakla yetinmek istemiyor.

Sinoplular Dört Bölüktür

Sinop ağızlarını araştıran Araştırmacı Ergün Acar Sinop ahalisini dörde bölmüş. Bunu da bir harita üzerinde işaretlemiş. Bu çalışma 24-28 Eylül 2012 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen VII. Uluslararası Türk Dili Kurultayı’nda tebliğ olarak sunulmuş. Ayrıca Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi’nde de yayınlanmış.  

Sinop İli sınırı-Sinopeli sınırı

SİYAŞAD’lı dostlarımdan bu yazıyı okumalarını ve görüşlerini açıklamalarını rica ediyorum.
Hepimize iyi günler diliyorum.

Santral Turizmi

İlimizde yapılmak istenen Nükleer Santral, geçici olarak projeleri durdurulmuş olan Termik Santraller, halen çalışan HES’ler;
Sinop bir Santraller Kenti olmalıdır!

Tasarım görünüm ve bölümlerle ilgili fikirlerinizi ve aklınıza takılan şeyleri telefon ya da yorumlardan bildirebilirsiniz.

Sayfa içeriğini hep birlikte oluşturacağız.

e-posta:dtgani@gmail.com

Deprem ve biz


Parktaki İhtiyar


Dönülmez Yol (İzden Sızan 59)